top of page

Yorgun Bir Toplumun Notları



Yazan : Mehmet GÜR


Sabah uyanırken yorgun olan bir toplumuz. Günü bitirmeden yorulan, hatta bazen güne başlamadan tükenen… Uykusuzluktan değil yalnızca; zihinsel bir ağırlıktan, sürekli tetikte olma hâlinden, bitmeyen belirsizlikten.


Yorgunuz çünkü her şeye yetişmemiz bekleniyor. Gündemi takip etmeye, geçinmeye, sabırlı olmaya, anlamaya, susmaya. Bir yandan güçlü durmamız, diğer yandan şikâyet etmememiz isteniyor. Yorulmanın bile ölçüsü var artık; “abartma”, “herkesin derdi var”, “şükret” cümleleri hazırda bekliyor.


Toplumsal yorgunluk sessizdir. Kimse yüksek sesle “tükendim” demez, çünkü bu zayıflık gibi algılanır. Bunun yerine alışırız. Daha az şaşırır, daha az umut eder, daha az tepki veririz. Normal olmayan şeyler normalleşir; asıl tehlike de burada başlar.


Yorgun bir toplumun en belirgin özelliği unutkanlıktır. Dün konuşulan bugün hatırlanmaz. Tepkiler kısa ömürlüdür, öfke çabuk dağılır. Çünkü hafızayı diri tutmak da enerji ister. Bizim enerjimiz ise hayatta kalmaya harcanmaktadır.


Bir başka belirtisi de içe kapanmadır. İnsanlar kalabalıklar içinde yalnızlaşır. Kimse kimsenin yükünü almak istemez; herkes kendi yüküyle zar zor yürüyordur zaten. Empati bir lüks, dayanışma ise iyi niyetli ama yorucu bir çaba hâline gelir.


Yine de bu yorgunluk tamamen umutsuzluk değildir. Aksine, hâlâ bir şeylerin daha iyi olabileceğine dair silik de olsa bir inanç vardır. Yoksa bu kadar konuşmaz, bu kadar yazmaz, bu kadar dert etmezdik.


Belki de yapılması gereken ilk şey, bu yorgunluğu inkâr etmemektir. Güçlü görünme yarışından çıkıp, gerçekten dinlenmeye ihtiyaç duyduğumuzu kabul etmek. Çünkü dinlenemeyen toplumlar iyileşemez; sadece idare eder.


Ve biz artık idare etmekten çok daha fazlasını hak ediyoruz.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page