Zihnin Sömürgeleştirilmesi: Kolektif Kendinden Nefret ve Öz-Oryantalizm
- Hevi Akademi
- 8 Haz
- 4 dakikada okunur

Yazar: Rizgar ARYEN
"Köpekler ve çinliler giremez "
20.yy başlarında emperyalist güçlerin özellikle de Şanghay gibi yabancı imtiyaz bölgelerindeki yabancılara ait parklarda, külüplerde ve işletmelerde, çin halkını aşağılamak için kullanılan ırkçı bir ifadedir.
Bu söz bir Bruce Lee filminde de geçer.
Bu meşhur sahne, Bruce Lee’nin 1972 yapımı efsanevi "Fist of Fury" (Ölümcül Takip / Çinli Şoför) filminde yer alır.
Sahnenin Hikayesi ve Arka Planı Şöyle ;
Filmde Bruce Lee'nin canlandırdığı Chen Zhen karakteri, Şanghay'daki Huangpu Parkı'nın girişine gelir. Parkın kapısında İngilizce ve çince olarak şu yazı yazmaktadır:
"No Dogs and Chinese Allowed"
(Köpekler ve Çinliler Giremez)
Sömürgecilik sadece toprakların işgali, kaynakların talan edilmesi ve siyasi iradenin gasp edilmesiyle sınırlı bir olgu değildir. En kalıcı ve yıkıcı sömürgecilik, mazlum halkın zihninde kurulan sömürgeciliktir.
"Değinmek istediğim asıl nokta şu: Bugün turizmde çalışan Türk bir garson, bu sözü Türk müşteriler için kullandı. Kapıya 'Türkler giremez' yazılması gerektiğini söyledi; zihin gerçekten çok farklı işliyor. Kim bilir bu garsonun o filmi izlemesinin üzerinden kaç yıl geçmiştir ancak gördüğü bu sahne, bu şekilde hayatının bir parçası olabiliyor. Yanımızda başka bir Türk'ün de bulunduğu ve bu anın yaşandığı esnada, o kişi 'Biz hainiz, bizden hiçbir şey olmaz' gibi söylemlerde bulunmadı."
Siyasi ve askeri baskı altında, egemen devletlerin sınırları ve egemenlikleri arasında bölünmüş olarak yaşayan Kürt toplumunun bir kesiminde gözlemlenen "Kürtler haindir, bizden bir şey olmaz, hiçbir yere gelemeyiz" şeklindeki ezbere dayalı inanç, tam olarak bu zihinsel işgalin bir sonucudur. Kendi toplumuna karşı derin bir güvensizlik besleyen, kendi halkının hatalarını büyüteçle arayıp bulurken egemen milliyetlerin çok daha büyük kusurlarını görmezden gelen bu psikoloji, bireysel bir hastalıktan ziyade kolektif bir sömürge travmasıdır.
Sömürge Psikolojisindeki Karşılığı: "İçselleştirilmiş Ezilmişlik" ve "Kolektif Kendinden Nefret"
Sömürge psikolojisi ve post-kolonyal teori literatüründe bu duruma verilen birkaç temel ad ve kavramsallaştırma mevcuttur:
İçselleştirilmiş Ezilmişlik / İçselleştirilmiş Sömürgecilik : Ezilen bir grubun, kendisini ezen egemen gücün ürettiği önyargıları, stereotipleri ve aşağılayıcı söylemleri kabul edip kendi halkına uygulaması durumudur. Kişi, ezenin gözlüğüyle kendi toplumuna bakmaya başlar.
Kolektif Kendinden Nefret : Bireyin, ait olduğu ulusal veya etnik kimliğin taşımak zorunda kaldığı negatif yükten kaçmak için kendi grubuna karşı nefret, öfke ve küçümseme geliştirmesidir.
Öz-Oryantalizm : Batı'nın veya egemen Doğu devletlerinin ezilen halklar için ürettiği "bâtıl, barbar, sadakatsiz, yönetilemez, hain" gibi etiketlerin, o halkın bizzat aydınları veya bireyleri tarafından rasyonalize edilerek benimsenmesidir.
Frantz Fanon ve "Siyah Deri, Beyaz Maskeler": Martinikli psikiyatrist Frantz Fanon, sömürge altındaki insanın ezenin gözünde "insanlaşabilmek" için ezenin maskesini taktığını belirtir. Fanon'a göre ezilen insan, kendi toplumunun olumsuzluklarını abartarak kendisini o toplumdan ayrıştırır; böylece egemene "Bakın, ben onlar gibi cahil/hain değilim, ben sizin gibiyim" mesajı vererek bir öz savunma mekanizması geliştirir.
Dünyadan Örnekler: Sömürge Altı ve Bağımsız Devlet Sahibi Milliyetler
Bahsettiğiniz zihinsel bariyer ve "kendi kusurlarını mutlaklaştırıp başkalarınınkini görmeme" durumu tarihte pek çok sömürge altı halkta yaşanmıştır. Aynı şekilde, bağımsız devlet sahibi olup iç yapısında muazzam ihanetler, iç savaşlar ve yolsuzluklar barındıran ancak "devlet sahibi" oldukları için bu durumları yapısal bir "milliyet kusuru" olarak görmeyen toplumlardan da örnekler mevcuttur:
1. Sömürge Altı Milliyetlerden Örnekler:
İrlandalılar (İngiliz Sömürgesi Dönemi): Yüzyıllarca İngiliz işgali altında kalan İrlandalılar arasında "İrlandalıların güvenilmez, ayyaş, kendi arasında sürekli kavga eden ve asla bir devlet yönetemeyecek bir halk" olduğu inancı çok yaygındı. İngiliz emperyalizmi bu fikri o kadar iyi işlemişti ki, İrlandalı elitlerin bir kısmı bağımsızlık mücadelesini "barbarlık" olarak nitelendiriyordu. Bugün bağımsız olan İrlanda, dünyanın en gelişmiş demokrasilerinden biridir.
Afrikalı Amerikalılar ve Afrikalı Sömürge Halkları: Beyaz sömürgeciliğin etkisiyle, siyah toplulukların bir kısmında "Siyahlar bir işi beceremez, siyahın yaptığına güvenilmez" algısı (mavi gözlü/beyaz tenli olanı üstün görme hastalığı) uzun süre yaygındı. Fanon ve Albert Memmi gibi düşünürler, Cezayir ve Tunus sömürge dönemlerinde yerli halkın kendi insanını nasıl acımasızca aşağıladığını ve Fransız normlarını kutsadığını çarpıcı detaylarla anlatır.
2. Bağımsız Devlete Sahip Olan Ama "Kusurları Görülmeyen" Milliyetler:
Kendi halkını "hainlikle" suçlayanların ıskaladığı en büyük gerçek, devlet sahibi ulusların tarihindeki devasa iç ihanetler ve kaoslardır:
Fransızlar: II. Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası Fransa'yı işgal ettiğinde, Fransız devletinin başındaki Mareşal Petain ve Vichy Hükümeti bizzat Nazilerle iş birliği yapmış, kendi vatandaşı olan yüz binlerce Yahudi'yi ve direnişçiyi ölüme göndermiştir. Bu, dünya tarihinin en büyük kitlesel "kurumsal ihanetlerinden" biridir. Ancak kimse bugün "Fransızlar doğuştan haindir, onlardan devlet olmaz" demez; bu durum tarihsel bir siyasi kırılma olarak okunur.
Arap Devletleri: Bugün yirmiden fazla bağımsız Arap devleti vardır. Ancak bu devletlerin birçoğu (Suriye, Irak, Yemen, Libya) yakın tarihte korkunç iç savaşlar yaşamış, farklı aşiretler, mezhepler ve siyasi gruplar birbirlerini "hain" ilan ederek dış güçlerle (ABD, Rusya, İran vb.) ittifak kurmuş ve kendi ülkelerini bombalatmıştır. Ancak devlet aygıtına sahip oldukları için bu durum dünyada "Arap karakterinin özsel bir kusuru" olarak değil, jeopolitik krizler olarak değerlendirilir.
Türkler: Jön Türkler dönemi, Osmanlı'nın yıkılış süreci ve cumhuriyetin kuruluşu boyunca her siyasi klik birbirini "vatan hainliğiyle" suçlamıştır. Mustafa Kemal'den Nazım Hikmet'e, Adnan Menderes'ten Deniz Gezmiş'e kadar ülkenin kaderini etkileyen neredeyse her aktör bir dönem devlet veya muhalefet tarafından "hain" ilan edilmiştir. Günümüzde de siyasi kutuplaşma üzerinden toplumun yarısı diğer yarısını "hain" görmektedir. Buna rağmen yapısal bir devlet mekanizması olduğu için bu durum "ulusun genetik koduna" bağlanmaz.
Sonuç: Ezbere Savunma Mekanizmasının İflası
Kendi toplumuna yabancılaşan Kürtlerin geliştirdiği bu ezbere savunma mekanizması, aslında egemenin şiddetinden ve sömürge olmanın getirdiği aşağılık kompleksinden kaçma çabasıdır. Birey, "Kürtler zaten hain ve başarısız, bu yüzden ben de eziliyorum; suç bende veya sistemde değil, ait olduğum halkın doğasında" diyerek faturayı bütünüyle kendi kimliğine keser ve rahatlar. Oysa sosyolojik gerçektir ki: Devletsiz ve kurumsuz bırakılmış, hafızası parçalanmış her toplumda iç çatışma, güvensizlik ve kırılmalar kaçınılmazdır.
Dünyadaki egemen milliyetler Kürtlerden daha az "kusurlu" veya daha az "hain" değildir; sadece bu kusurlarını örtecek, rehabilite edecek ve onları tek bir potada tutacak güçlü devlet aygıtlarına, eğitim sistemlerine ve propaganda mekanizmalarına sahiptirler. Sömürge psikolojisinden kurtulmanın ilk adımı, ezenin ezilene tuttuğu o kirli aynayı kırıp atmak ve toplumsal eksiklikleri "genetik/özsel bir lanet" olarak değil, sömürge mekanizmasının doğrudan bir sonucu olarak okuyabilmektir.




Yorumlar